Audrey AZOULAY ’ın Uluslararası Hoşgörü Günü mesajı

 Audrey AZOULAY ’ın Uluslararası Hoşgörü Günü mesajı

16 Kasım 2017

“Hoşgörü, dünyamızdaki kültürlerin zengin çeşitliliğini, ifade biçimlerini ve insan olmanın yollarını kabul etmek, bunlara saygı göstermek ve bunların değerini bilmektir.”

Bu ifade 1995 UNESCO Hoşgörü İlkleri Bildirgesinde yer almaktadır. Bu vizyon; hiçbir zaman yeni yüzyıldaki ve bu yeni zamanlardaki kadar hayati olmamıştır.

Küreselleşmenin hızlanmaya başlamasıyla birlikte tüm dünyada toplumlar derin dönüşüm geçirmektedirler. Bu dönüşüm, diyalog ve paylaşım için geniş fırsatlar yaratmaktadır. Bu dönüşüm aynı zamanda, eşitsizlik ve yoksulluğun ön plana çıktığı, insan hareketliliğinin ve çatışmaların devam ettiği yeni zorluklar yaratmaktadır. Bugün, ayrıcalıklı siyasetlerin ve bölücü söylemlerin arttığını görmekteyiz. Çeşitliliğin bir zayıflık kaynağı olarak reddedildiğini görmekteyiz. Bilgisizlik ve bazen nefretle beslenen görkemli töresel bilginin ‘saf’ kültür mitlerini görmekteyiz. Diğer olarak tanımlananların günah keçisi haline getirilip bastırıldığını görmekteyiz. Barbarca terörist saldırılarının “birlikte yaşama” dokusunu zayıflatmak için tasarlandığını görmekteyiz.

Bu bağlamda hoşgörü, kayıtsızlıktan ve başkalarının pasif kabulünden daha fazlası olmalıdır. Hoşgörü başkalarının farklılıklarıyla bizim farklılıklarımızın aynı kabul edilmesi olması nedeniyle bir özgürleşme hareketi olarak görülmelidir. Bu, insan haklarına dayanarak insanlığın çeşitliliğine saygı göstermek demektir. Hoşgörü, yeni diyalog köprüleri arasında diğerlerine ulaşma anlamına gelmektedir. Her türlü ırkçılık, nefret ve ayrımcılıkla mücadele demektir, çünkü birine karşı ayrımcılık herkes için ayrımcılıktır.

Bütün kültürler farklıdır, ancak insanlık değerleri, geçmişi ve geleceği paylaşan tek bir topluluktur. Bütün insanlar farklıdır ve bu tüm toplumlar için, yaratıcılık ve yenilik için bir güç olmaktadır.  İnsan olmanın yedi milyar yolu bulunmaktadır ancak birbirinden farklı olduğunun farkında olan ve haklara ve haysiyetlere eşit saygıyı amaçlayan aynı ailenin üyeleri olarak bir arada durmaktayız.

Hoşgörü, barış için bir mücadeledir. Hoşgörü; insan haklarına dayanan, çeşitliliğe ve çoğulculuğa saygı duyan yeni politikalar önermektedir. Hepsinden önemlisi her birimizi, dünyadaki bütün kadın ve erkekleri,  başkalarını anlamaya çalışarak, anti-Semitizm de dâhil olmak üzere tüm ırkçılık ve nefret eylemlerine karşı çıkarak kendi hayatlarımızda hoşgörülü davranmaya çağırmaktadır.

UNESCO'nun Birleşmiş Milletler yapısı içindeki rolü; anlayış, diyalog ve bilgi yoluyla insanlığın bağlarını derinleştirmektir. Bu nedenle, insanlığın kültürel çeşitliliğini ve mirasını yağma ve saldırılardan korumaktayız. Bu nedenle; eğitim, ifade özgürlüğü ve medya okuryazarlığı yoluyla şiddet yanlısı aşırıcılığı önlemeye, genç kadınları ve erkekleri güçlendirmeye çalışmaktayız. Bu nedenle, Uluslararası Kültürlerin Yakınlaşması On Yılı öncülüğünde kültürler ve dinler arasındaki diyaloğu güçlendirmek için çalışmaktayız. Bu, UNESCO-Madanjeet Singh Hoşgörü ve Şiddetin Önlenmesi Teşvik Ödülünün ruhudur. Bu, "Biz ve Onlar - Önyargıdan Irkçılığa" sergisinde UNESCO'nun İnsan Müzesi (Musée de l'Homme, Fransa) ile yaptığı işbirliğinin kalbinde yatmaktadır. Bu nedenle, UNESCO'nun Uluslararası Kapsayıcı ve Sürdürülebilir Şehirler Koalisyonu ırkçılık, ayrımcılık, yabancı düşmanlığı ve dışlanmaya karşı mücadele etmek için çalışmaktadır.

 

Hoşgörü, bizi güçlendiren çeşitliliği ve bizi bir araya getiren değerleri sevinçle karşılamak için her gün kendi yaşamımızda geliştirmek ve canlandırmak zorunda olduğumuz bir insanlık eylemidir. Bu UNESCO'nun mesajıdır.

 

 

*Bu metin http://unesdoc.unesco.org/images/0026/002602/260210e.pdf adresinden Türkçeleştirilmiştir. 

Valid XHTML 1.0 Transitional Valid CSS!