Belirsizliğin hâkim olduğu bu zamanlarda sanat, insanların kendilerini ifade ettikleri ve insanlığın aidiyet duygusunu bulmaya devam ettiği alanlardan biri olmaya devam etmektedir. Dünya Sanat Günü’nde, yaratmanın bir hak olduğunu ve bu hakkı korumanın toplumsal bir sorumluluk olduğunu hatırlamak önemlidir.
UNESCO, özünde sanatın, kültürün ve mirasın yuvasıdır. Paris’teki UNESCO Genel Merkezi, dünyanın dört bir yanından sanat eserlerini içeren kalıcı koleksiyonuyla bunun canlı bir kanıtıdır. - Bu eserler arasında, yerli kadınların anılarını keşfeden güçlü bir eser olan Caroline Monnet’nin “Debouttes!” adlı eseri de bulunmaktadır. Geçen ay açılan “Kadınların Anıları” sergisi, uzun süredir gölgede kalmış hikâyelere ışık tutmaktadır.
Ancak UNESCO, sanatı korumaktan öteye geçerek onu savunur. Kültürel İfadelerin Çeşitliliğinin Korunması ve Geliştirilmesi Sözleşmesi, her bireyin yaratma, yayma ve dolayısıyla tanınma hakkını teyit etmektedir. Bu yıl yayınlanan “Yaratıcılık Politikalarını Yeniden Düşünmek” başlıklı küresel rapor, bu bağlamda ele alınmaktadır. Küresel kültürel ekosistemlerin samimi bir değerlendirmesi olan bu rapor, özellikle yapay zekâ çağında yaratıcıların bugün karşı karşıya olduğu gerçeklere daha uygun, daha adil ve daha kapsayıcı politikalara yönelik somut adımları özetlemektedir.
Bu taahhütler aynı zamanda somut adımlara da dönüşmektedir. UNESCO-Aschberg programı bu konuda hayati bir araçtır. 2022 - 2025 yılları arasında program, Afganistan, Lübnan, Filistin Devleti, Sudan, Ukrayna ve Yemen gibi ülkelerde 45’ten fazla ülkeden sanatçı ve kültür çalışanlarının çalışma koşullarını iyileştirmelerine, sanatsal özgürlüğü korumalarına ve acil durumlara müdahale etmelerine destek olmuştur.
Kurumun küresel önceliklerinden biri olan kültür ve yaratıcılık sektörlerinde toplumsal cinsiyet eşitliği, merkezi bir öneme sahiptir. Kadınlar şu anda ulusal kültür kurumlarının %46’sını yönetmektedir; bu oran 2017’deki %31’e kıyasla bir artış göstermektedir. Bu, gerçek bir ilerleme olmakla birlikte, halâ kırılgan bir durumdur. Bu ivmeyi hızlandırmak amacıyla, 2025 yılında Fas’ta düzenlenen UNESCO-Tamayouz Sinema Vakfı Rezidans programı, 10 genç Afrikalı kadın sinemacıya kendi kısa filmlerini yazma, yönetme ve üretme imkânı ve kaynakları sağlamıştır. Bu filmlerden oluşan, kadın sinemasına dair Pan-Afrika antolojisi, geçtiğimiz Şubat ayında UNESCO Genel Merkezi’nde gösterime sunulmuştur.
Dünya Sanat Günü’nde UNESCO, sanat yaratan, ilham veren ve sanatlarını aktaran herkese saygılarını sunar ve onların yanında olma taahhüdünü yeniden teyit eder.
Bu metin https://unesdoc.unesco.org/ark:/48223/pf0000397930 adresinden alıntılanarak Türkçeleştirilmiştir.